kağıda
noktayı
vurarak
açtı
beyazın
sığlını
karalanan
kapıdan
çıktı
odaya
rengin
kelebekleri
gönderdiği
vurucuyu
önemsemeden
hizmetçisine
yabancılaştı
anlam
çünkü
harfi
yaşamın
üzerine
bir
tetikten
göndermek
ne kahpe
öldürülüşüdür
düşleme
biçiminin
şimdilerde
parmaklar
vuruyor
kara bir evin
çatısına
el yazısının kardeşliğini
tatmadan
ne
kalleştir
parmakla
vurma
işleri
3 Ekim 2011 Pazartesi
anlamsızlık
sessiz kalmak
yerine
işlem hacmine
kaygılanan
bu zihinde
her yanda
genişletilen
alış veriştir
anlamsızlık
ferahlayan
içtenlik hissi
söz attı
yangının
üzerine
susun
oynamasın
yaprak
aranmasın
bundan
fazla
anlam
yerine
işlem hacmine
kaygılanan
bu zihinde
her yanda
genişletilen
alış veriştir
anlamsızlık
ferahlayan
içtenlik hissi
söz attı
yangının
üzerine
susun
oynamasın
yaprak
aranmasın
bundan
fazla
anlam
4 Eylül 2011 Pazar
ihanet
kayalıkların en ucunda
sana ihanet edeceğim dedi ilkin
sonra ihanet sorgulandı
ve ihanet içselleştirildi
bu süreçle ihanet kendini doğruladı
sana ihanet edeceğim dedi ilkin
sonra ihanet sorgulandı
ve ihanet içselleştirildi
bu süreçle ihanet kendini doğruladı
ilk harf neden büyük
bir göz alanda
kardeşinden büyük olmayı istiyorsa
bir küçük harf
bırakın
uzasın boyu
gün gelip
göz büyümeyip
korkup çekinmediğinde biri diğerinden
bir damla ateşin bütünle olan ilişkisi
yeniden tanımlanacak
noktasız yazmaya kalkmayın demiş dilde ilk iktidar
sonra sınırladığı cümle içine girip
bölmüş küçük harfleri
ele geçirdiği ilk harf
kendi zehrini kusmuş tüm aklın içine
şimdilerde
insanlıkta
her birimiz
bir diğerimizi
sınıfsal olarak
bölüp
yalnızlığın krallığını
bene veriyoruz
kardeşinden büyük olmayı istiyorsa
bir küçük harf
bırakın
uzasın boyu
gün gelip
göz büyümeyip
korkup çekinmediğinde biri diğerinden
bir damla ateşin bütünle olan ilişkisi
yeniden tanımlanacak
noktasız yazmaya kalkmayın demiş dilde ilk iktidar
sonra sınırladığı cümle içine girip
bölmüş küçük harfleri
ele geçirdiği ilk harf
kendi zehrini kusmuş tüm aklın içine
şimdilerde
insanlıkta
her birimiz
bir diğerimizi
sınıfsal olarak
bölüp
yalnızlığın krallığını
bene veriyoruz
29 Ağustos 2011 Pazartesi
ziyajen gibi
gece
gündüz feneriyle
ayakta kalan adam
ne aranıyorsun
herkes yatmış
sokakta
taş taşıyan
eşekler kalmış
ziya paşa ve diyojen'e
gündüz feneriyle
ayakta kalan adam
ne aranıyorsun
herkes yatmış
sokakta
taş taşıyan
eşekler kalmış
ziya paşa ve diyojen'e
4 Temmuz 2011 Pazartesi
tütün
beyni yıkanmış toplum
her gece efkarından
sigara yakar gibi
bir dizi daha izliyor
ben bir sigara daha yakıyorum
kadın bir dizi daha izliyor
sen sanki bu paket hiç bitmeyecek
bu tüp sanki hiç bitmeyecek
bir sigara daha yakıyorum
bu cihana efkarımdan
geçip tarih sahnesinden
kendi dizimi izliyorum
deniz sigara dediyse haşa
üzerini çiziyorum
bizi öldüren şu tütünden
çocukları kurtarın diyorum
her gece efkarından
sigara yakar gibi
bir dizi daha izliyor
ben bir sigara daha yakıyorum
kadın bir dizi daha izliyor
sen sanki bu paket hiç bitmeyecek
bu tüp sanki hiç bitmeyecek
bir sigara daha yakıyorum
bu cihana efkarımdan
geçip tarih sahnesinden
kendi dizimi izliyorum
deniz sigara dediyse haşa
üzerini çiziyorum
bizi öldüren şu tütünden
çocukları kurtarın diyorum
madde on yedi
hava
hep
garip
büzülen
elleri
dizinde
bek-
-liyor
sokak
sesi
çığlık
çığlık
çırpınıyor
insanlarda
bedenleri
insan
çe-
-kiyor
yapış
yapış
çığlık
çığlık
ve
sıcak
hava
kan
olup
üzerine
akıyor
in
san
lığın
çıkacak
adım
adım
büyüyen
bir
ses
uysal
bedenlerin
içinden
acı...
acıdır
kullar
köleler
askerler
yaratan
diyecek
kökeni
madde
onyedidir
doğduğu
yere
çocuğun
dir hem
dir hem
sa
va
şı
so
kuş
tu
ran
.
bu acı yeter
hep
garip
büzülen
elleri
dizinde
bek-
-liyor
sokak
sesi
çığlık
çığlık
çırpınıyor
insanlarda
bedenleri
insan
çe-
-kiyor
yapış
yapış
çığlık
çığlık
ve
sıcak
hava
kan
olup
üzerine
akıyor
in
san
lığın
çıkacak
adım
adım
büyüyen
bir
ses
uysal
bedenlerin
içinden
acı...
acıdır
kullar
köleler
askerler
yaratan
diyecek
kökeni
madde
onyedidir
doğduğu
yere
çocuğun
dir hem
dir hem
sa
va
şı
so
kuş
tu
ran
.
bu acı yeter
miskin insan
hain düşünceler
dualarının parmak
ucunda gizleniyor
peki ben mi hain mi tarih
ezanlar, çanlar, tütsüler
insan istemekte.
bir av bir av daha
isteyen
eller düşüncelerin izindedir.
kan değil mi
gök yüzüne açtığın
eldeki dua
içerideki dışarıdakini
dışarıdaki içeridekini
isterken
yüzeydeki
her yerde ölüm görmek ister
sorunumuz insan değildir
istemektir yukardan bir şeyi
elmanın dünyaya düşmesi gibi
edilgince
yer çekimi gibi etkin
olabilecekken
yaşamı değiştiremeyecek kadar
güçsüz tembel
olmak istemektir
budur insanın hatası
yaratıcı var
isterse yok
kim karar verebilir
var olmadığını bilmezken insan
öylesi
miskin
mi miskin
güçlü
mü güçlü
boş
mu boş
oluverir
yalanlar boşlukta geziniyor sanma
dönecektir geri bir gün sana
dualarının parmak
ucunda gizleniyor
peki ben mi hain mi tarih
ezanlar, çanlar, tütsüler
insan istemekte.
bir av bir av daha
isteyen
eller düşüncelerin izindedir.
kan değil mi
gök yüzüne açtığın
eldeki dua
içerideki dışarıdakini
dışarıdaki içeridekini
isterken
yüzeydeki
her yerde ölüm görmek ister
sorunumuz insan değildir
istemektir yukardan bir şeyi
elmanın dünyaya düşmesi gibi
edilgince
yer çekimi gibi etkin
olabilecekken
yaşamı değiştiremeyecek kadar
güçsüz tembel
olmak istemektir
budur insanın hatası
yaratıcı var
isterse yok
kim karar verebilir
var olmadığını bilmezken insan
öylesi
miskin
mi miskin
güçlü
mü güçlü
boş
mu boş
oluverir
yalanlar boşlukta geziniyor sanma
dönecektir geri bir gün sana
gelmeyen ütopya
bir çıkmaz düşün çocuk
içinde horoz kulübesi
domuzcuk ve tavşanlar
sen domuzcukların
domuzcuklar tavşanların peşinde
neşeli
bir çıkmazdasın çocuk
dam merdivenlerinde özgürce
çilliler ötmekte erkenci
cibinlikler hedef almış yıldızları
bir ucu akdenizden karadenize
yelken açmış püfür püfür pantolonlar
çizgili pijama ve çiçekli don
ağustos böceğinin sıradanlığına karışmış
yeşil yaprak, serçe, yusufçuk
çıkmaz istemezsin
buğdaylar mı dersin
kırmızı biberler mi
yoksa dedenin anlattığı hikayeler mi
hüzün ve çıkmaz mı
bir çıkmaz düşün çocuk
yerden biriket bir duvar
incirler, asmalar fışkıran
belki bir bakkal tezgahı
ve dut sergileri etrafında
toplanan şen insanlar
ve yeşil çimler üzerine
öylesi sakin kapaklanmış
gökyüzü ve iğde kokan temiz hava
toprakta bir el mesafesinde
durur tutsak yaşantılar
oysa uzak olması değil
tutsan kaybolacak olmasıdır sorun
içinde horoz kulübesi
domuzcuk ve tavşanlar
sen domuzcukların
domuzcuklar tavşanların peşinde
neşeli
bir çıkmazdasın çocuk
dam merdivenlerinde özgürce
çilliler ötmekte erkenci
cibinlikler hedef almış yıldızları
bir ucu akdenizden karadenize
yelken açmış püfür püfür pantolonlar
çizgili pijama ve çiçekli don
ağustos böceğinin sıradanlığına karışmış
yeşil yaprak, serçe, yusufçuk
çıkmaz istemezsin
buğdaylar mı dersin
kırmızı biberler mi
yoksa dedenin anlattığı hikayeler mi
hüzün ve çıkmaz mı
bir çıkmaz düşün çocuk
yerden biriket bir duvar
incirler, asmalar fışkıran
belki bir bakkal tezgahı
ve dut sergileri etrafında
toplanan şen insanlar
ve yeşil çimler üzerine
öylesi sakin kapaklanmış
gökyüzü ve iğde kokan temiz hava
toprakta bir el mesafesinde
durur tutsak yaşantılar
oysa uzak olması değil
tutsan kaybolacak olmasıdır sorun
çacuk yetiştirmek
göreceksin
açılan
bataklıkta
bata çıka
çocuğun
gidişini
hengamede
gönlünü
gider ayak
götürecek
peşi sıra
açılan
bataklıkta
bata çıka
çocuğun
gidişini
hengamede
gönlünü
gider ayak
götürecek
peşi sıra
akvaryumun dışına çıktığım zaman
belki bu akvaryumda
bir balıkla konuştuğum zamanları
anlatır sana
sende resmi hatırlarsın
eli camda
yüzünde bir balık
camın arkasında akvaryum
akvaryumun içinde turuncu bir balık
balığın içinde anlamsız bir sessizlik
nedendir acep
bir balık lahti kadar sessiz olur
böylesi yalnızken
hala konuşmuyorsa benimle
bir keramet vardır balığın sessizliğinde
belki de keramet
beni balıkla konuşturan
böylesi yalnızlıktadır
şimdilerde hani şiir yazıyorum ya
yazdıklarımı ille de sana yazsam bir mektup gibi
sen eleştir
başkası yazmış say bu meymenetsiz şeyleri
sen kendini bir balık say
beni bir balıkla öylesine konuşan bir adam
sen kendini bir adam say
benide akvaryumda bir balık
böyle bir şey olsa gerek evrensellik
evrensellik bir balık konuştuğu zaman başlar
benim şiirimde
bir balıkla konuştuğum zamanları
anlatır sana
sende resmi hatırlarsın
eli camda
yüzünde bir balık
camın arkasında akvaryum
akvaryumun içinde turuncu bir balık
balığın içinde anlamsız bir sessizlik
nedendir acep
bir balık lahti kadar sessiz olur
böylesi yalnızken
hala konuşmuyorsa benimle
bir keramet vardır balığın sessizliğinde
belki de keramet
beni balıkla konuşturan
böylesi yalnızlıktadır
şimdilerde hani şiir yazıyorum ya
yazdıklarımı ille de sana yazsam bir mektup gibi
sen eleştir
başkası yazmış say bu meymenetsiz şeyleri
sen kendini bir balık say
beni bir balıkla öylesine konuşan bir adam
sen kendini bir adam say
benide akvaryumda bir balık
böyle bir şey olsa gerek evrensellik
evrensellik bir balık konuştuğu zaman başlar
benim şiirimde
engellenemez ihanet
şu yanında
sere serpe yatan kadın
gün gelip
soğuyan bedenini
sana
ihanet edercesine
şehvetle
toprağa bırakacak
dökülen
kanatları
kayan
ipek
mintancasına
toprağa karışacak
sere serpe yatan kadın
gün gelip
soğuyan bedenini
sana
ihanet edercesine
şehvetle
toprağa bırakacak
dökülen
kanatları
kayan
ipek
mintancasına
toprağa karışacak
bitme
bitme
bittiğim yerde
ben biterim
yer
bu toprak değil
karnıdır anamın
bu toprak
ekim gibi
bittiğim yerdir benim
bittiğim yerde
ben biterim
yer
bu toprak değil
karnıdır anamın
bu toprak
ekim gibi
bittiğim yerdir benim
ihanet
zorluğun kayalığında
sana ihanet edeceğim dedi ilkin
sonra ihanet sorgulandı
ve ihanet içselleştirildi
bu süreçle ihanet kendini doğruladı
sana ihanet edeceğim dedi ilkin
sonra ihanet sorgulandı
ve ihanet içselleştirildi
bu süreçle ihanet kendini doğruladı
tozlu çocuk
şol bir güzellik
isteğiyle gelinen bu kentte
o özgürlüğe koşan tozlu çocuk
seni görebilse
üstünde tepinen
omurilik orospusuna
hangi
sanatı icra ederdi
isteğiyle gelinen bu kentte
o özgürlüğe koşan tozlu çocuk
seni görebilse
üstünde tepinen
omurilik orospusuna
hangi
sanatı icra ederdi
iskele babası
7.iskele babası
bir babanın arkasındayım
vapur iskelesinde
ağırdan urganı sürüklemekte çimacı
ve tütmekte
ve için için
ve yana yana
kavrularak bir darbuka
koparak ki kemane
beni arsız zurnacı sansın insanlar
çingenenin ekmek teknesinde
tek bacaya dayanmış evin direği
sigara tüttürmekte
giden gülleriyle
çingene kızının arkasından
bir babanın arkasındayım
vapur iskelesinde
ağırdan urganı sürüklemekte çimacı
ve tütmekte
ve için için
ve yana yana
kavrularak bir darbuka
koparak ki kemane
beni arsız zurnacı sansın insanlar
çingenenin ekmek teknesinde
tek bacaya dayanmış evin direği
sigara tüttürmekte
giden gülleriyle
çingene kızının arkasından
1 Temmuz 2011 Cuma
adım
memleketin
her yanına kurulan
cehalet tahtı
dar ağacından
düşerken içime
tam bağımsızlık inancı
özgürlük mücadelisinin
iç yakan bir özlem
olduğunu
öğrendim
oysa
boynu dik
devrim aşkına
kardeşçe yaşayan
bir
vatan da
yoldaş olmalı
esen rüzgarlara
ne olur unutulmasın türk ve kürtlerin kardeşliği
her yanına kurulan
cehalet tahtı
dar ağacından
düşerken içime
tam bağımsızlık inancı
özgürlük mücadelisinin
iç yakan bir özlem
olduğunu
öğrendim
oysa
boynu dik
devrim aşkına
kardeşçe yaşayan
bir
vatan da
yoldaş olmalı
esen rüzgarlara
ne olur unutulmasın türk ve kürtlerin kardeşliği
garip
küçük değeriyle
her büyüklenene
inananmaya hazır
kardeşim
sana söylüyorum
dar eline
sunulan
geniş
mutluluk ile
birden bire
çıkıp
gelen
atlılar
bekliyorsun
oysa
kendinden
başka
kurtarıcın yok
garip kardeşim
birden bire
başka
biri
olmak
istiyor
ama
yalnız kalmak
bilmiyorsun
oysa
her atlı
ata
gibi
binmez
semersiz
eşşeğe
görmek
istemiyorsun
her büyüklenene
inananmaya hazır
kardeşim
sana söylüyorum
dar eline
sunulan
geniş
mutluluk ile
birden bire
çıkıp
gelen
atlılar
bekliyorsun
oysa
kendinden
başka
kurtarıcın yok
garip kardeşim
birden bire
başka
biri
olmak
istiyor
ama
yalnız kalmak
bilmiyorsun
oysa
her atlı
ata
gibi
binmez
semersiz
eşşeğe
görmek
istemiyorsun
8 Mayıs 2011 Pazar
bir şey söylemeyen şiir
ne olur
bir şey söylesin şu kelimeler
durmasın öyle pis kokan kareleri gibi bir heykelin
bu ne ipsiz laflar
neden anlatan yok
anlam düşe düşmüş sanki
kibrit
en güçlü ihtimalle
ışıksız
bekleyin yine gelecek zaman
tarih yine unutturacak
kalabalığın olmayan
anlamlarını
bir şey söylesin şu kelimeler
durmasın öyle pis kokan kareleri gibi bir heykelin
bu ne ipsiz laflar
neden anlatan yok
anlam düşe düşmüş sanki
kibrit
en güçlü ihtimalle
ışıksız
bekleyin yine gelecek zaman
tarih yine unutturacak
kalabalığın olmayan
anlamlarını
eskiye saygı
aptal saygısından farksızdır
eskiye saygı
çünkü yaşlandıkça insan kendine
ispat etmelidir
yaşadığı gerçekliği
çocuğun çevresindeki
kocamış tarihe duyduğu
hayranlıktan farksızdır o
çünkü çocuk
öğütlenen dalkavuğudur tarihin
oysa en ufak
ihtimalle
delikanlının
kendine övgüsüdür
değişimdeki
başkaldırı
eskiye saygı
çünkü yaşlandıkça insan kendine
ispat etmelidir
yaşadığı gerçekliği
çocuğun çevresindeki
kocamış tarihe duyduğu
hayranlıktan farksızdır o
çünkü çocuk
öğütlenen dalkavuğudur tarihin
oysa en ufak
ihtimalle
delikanlının
kendine övgüsüdür
değişimdeki
başkaldırı
yasak elma
adam
sınırı geçiren
elini uzatıp
elma koparırken
erişilebilir
olsun diye
bir el mesafesine konmuştu
ağaç
bir el ile
bir ad ömrün
ötesine
geçmeyi engelleyen
yasak meyve ile
gönül eyledi
insan
teknenin
uysallaştıran mutluluğa
etkin olmadığı yoldan
gitmek istemesi
attırdı bizi
cennetten
sınırı geçiren
elini uzatıp
elma koparırken
erişilebilir
olsun diye
bir el mesafesine konmuştu
ağaç
bir el ile
bir ad ömrün
ötesine
geçmeyi engelleyen
yasak meyve ile
gönül eyledi
insan
teknenin
uysallaştıran mutluluğa
etkin olmadığı yoldan
gitmek istemesi
attırdı bizi
cennetten
baba dayağı
uçuyor kuşlar
öğretmenliğinde
bir babanın
çocuğuna
özgürlüğü
anlatabilmesi
için
oysa ne acı bir şeydir
her babanın bilmesi
binlerce kuşun vurulmak için
havalandığını
öğretmenliğinde
bir babanın
çocuğuna
özgürlüğü
anlatabilmesi
için
oysa ne acı bir şeydir
her babanın bilmesi
binlerce kuşun vurulmak için
havalandığını
kendini arayan insan
başkalarında kendini
doğrulayan
bir öteki bulduğunda
gösterendir
kendini
saklarken arayan insan
başka hayat yaşar
kendine hayranlık duyamadan
doğrulayan
bir öteki bulduğunda
gösterendir
kendini
saklarken arayan insan
başka hayat yaşar
kendine hayranlık duyamadan
huzur
uysallaştırıcı mutluluk ile karıştırıldı mı
bin kere ölür insan
ve
bin kere öldürdük
kulağımıza üflenen
sahte ürpertiler ile
içimizdeki huzuru
bin kere ölür insan
ve
bin kere öldürdük
kulağımıza üflenen
sahte ürpertiler ile
içimizdeki huzuru
gelecek
gelecek
bu günün
var olma nedeni
zafer tam tamları ile
yaşanmadan geçmişte kalıverdi
oysa
içine
düştüğümüz
gerçek
zamanın
gölgelerinden
daha uzun bacaklıydı
bu günün
var olma nedeni
zafer tam tamları ile
yaşanmadan geçmişte kalıverdi
oysa
içine
düştüğümüz
gerçek
zamanın
gölgelerinden
daha uzun bacaklıydı
yaşamak
yedi değer üstünde
durağanlaşmış sanat
kurtulsun diye
toz edilendir yaşamak
güneşi
batıranların
mutsuzluğudur
boyalı düşlerle
gündüzü
beklemek
oysa bizim gönlümüzden doğarken
her yeni gün
en görkemli şekliyle
ışıldatır
tepemizde
huzuru
durağanlaşmış sanat
kurtulsun diye
toz edilendir yaşamak
güneşi
batıranların
mutsuzluğudur
boyalı düşlerle
gündüzü
beklemek
oysa bizim gönlümüzden doğarken
her yeni gün
en görkemli şekliyle
ışıldatır
tepemizde
huzuru
o
başı kesilme
emri verildiğinde
dili ters dönen
bilge olma ihtimalini
her cümle
daha ilk hecesinde
barındırır ki
bu yüzden
en güvenilir
anlamdır
o
emri verildiğinde
dili ters dönen
bilge olma ihtimalini
her cümle
daha ilk hecesinde
barındırır ki
bu yüzden
en güvenilir
anlamdır
o
gözyaşı
tutkuların çaresiz sesleriyle
yankılanan sokağınızda
ne ister tek göz odada kalmaktan başka
içimdeki yaşama isteği
tarihin henüz gizlemediği
insanlar gibi alışıldık
yaşayıp ölmek istemez
her yeni doğan
oysa
çağa ormandan giren
bir kuşun
yaşama duyduğu yalın aşk da gelmeli
insanın aklına
gererken göğüsü rüzgara
görkemi yaşama vermek yerine
göz yaşı yönelmek
yok eder dengesini
her kudretli pamuk ipliğinin
oysa
manzarayı saklamayan toprağın
her yanında gördüğüm gariplerın
özleme yoldaş gözyaşları
ve
unutulanların mermerleri
yaşamı gözden saklayanların
temsili ayak izleridir
ah şu gerçekliğin yakıcı gizemi
ve tarihin gizlemedikleri
oysa ben
oysa çağdaşım
oysa anayla babanın o yalın aşkı
göz yaşımı bitiren
beni
yankılanan sokağınızda
ne ister tek göz odada kalmaktan başka
içimdeki yaşama isteği
tarihin henüz gizlemediği
insanlar gibi alışıldık
yaşayıp ölmek istemez
her yeni doğan
oysa
çağa ormandan giren
bir kuşun
yaşama duyduğu yalın aşk da gelmeli
insanın aklına
gererken göğüsü rüzgara
görkemi yaşama vermek yerine
göz yaşı yönelmek
yok eder dengesini
her kudretli pamuk ipliğinin
oysa
manzarayı saklamayan toprağın
her yanında gördüğüm gariplerın
özleme yoldaş gözyaşları
ve
unutulanların mermerleri
yaşamı gözden saklayanların
temsili ayak izleridir
ah şu gerçekliğin yakıcı gizemi
ve tarihin gizlemedikleri
oysa ben
oysa çağdaşım
oysa anayla babanın o yalın aşkı
göz yaşımı bitiren
beni
anlam
her an kaybolup
yeniden oluşan
insanı
çözme
çabasıdır
anlam
bir taş
içinde
bir
taştır
bir taş
bir
taşa
taşmıştır
sanki
bir düş
bir
düşe
anlam
anlama
düşen
anlamın
ötesinde
bir düştür
geride
bir
siyah
kare
ve
onu
çevreleyen
beyaz
bir desen
vardır
hepimizin
sıfırdan
başlaması
için
bu cızırtılı
ihtimallere
yeniden oluşan
insanı
çözme
çabasıdır
anlam
bir taş
içinde
bir
taştır
bir taş
bir
taşa
taşmıştır
sanki
bir düş
bir
düşe
anlam
anlama
düşen
anlamın
ötesinde
bir düştür
geride
bir
siyah
kare
ve
onu
çevreleyen
beyaz
bir desen
vardır
hepimizin
sıfırdan
başlaması
için
bu cızırtılı
ihtimallere
ağlamak
döküldü mü
gözyaşı yutağa
yakıp geçer zaman
susarken bozmamak için anı
içimizden bir nehir akıp gider
gözyaşı yutağa
yakıp geçer zaman
susarken bozmamak için anı
içimizden bir nehir akıp gider
Hain
siz kimsiniz
sizler kimsiniz
bizi böyle içeride
bizi böyle haince
kaba güçle
laf işlemez
cehalet ile
sopayla
silahla
kurşunla
dar ağacı ile
sevgiye
insanlığa
ördüğünüz
duvarlarınız ile
aydınlıktan
caydırmak isteyen siz misiniz
vururum kafayı duvarlara
vururum kendimi tam bağımsızlığı
bekleyen özlemime
dost ellere
sol yanıma
devrimin dik sırtına
güçlü kollarına
bir kekliğin
zeytine
sevgiyle dolu
göğsüne
vururum
oysa siz
sarı sevgiyi
dönderensiniz
sevgili kardeşim
gözleriniz maviden
para karasına dönmüş
korkunun cıvık
biçimine girmişsiniz
düşman kardeşim
sırıtan bir cehalet sarmış
çehrenizi
gözlerinizde
bile bile yanlış
yapan bir adamın
korkusu
ölümün
bir temizliğine
girmiş elleriniz
bilmediğim adamım
ihtimalle doygun
göbeğinizse
bıyık altı
ihanetinizden de
beter
uysallığınızdan da
sizler kimsiniz
bizi böyle içeride
bizi böyle haince
kaba güçle
laf işlemez
cehalet ile
sopayla
silahla
kurşunla
dar ağacı ile
sevgiye
insanlığa
ördüğünüz
duvarlarınız ile
aydınlıktan
caydırmak isteyen siz misiniz
vururum kafayı duvarlara
vururum kendimi tam bağımsızlığı
bekleyen özlemime
dost ellere
sol yanıma
devrimin dik sırtına
güçlü kollarına
bir kekliğin
zeytine
sevgiyle dolu
göğsüne
vururum
oysa siz
sarı sevgiyi
dönderensiniz
sevgili kardeşim
gözleriniz maviden
para karasına dönmüş
korkunun cıvık
biçimine girmişsiniz
düşman kardeşim
sırıtan bir cehalet sarmış
çehrenizi
gözlerinizde
bile bile yanlış
yapan bir adamın
korkusu
ölümün
bir temizliğine
girmiş elleriniz
bilmediğim adamım
ihtimalle doygun
göbeğinizse
bıyık altı
ihanetinizden de
beter
uysallığınızdan da
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
