kapadım mı gözlerimi
kainat olurum
açışımda yine
kainatın olurum
sır bu değildir
8 Mayıs 2011 Pazar
bir şey söylemeyen şiir
ne olur
bir şey söylesin şu kelimeler
durmasın öyle pis kokan kareleri gibi bir heykelin
bu ne ipsiz laflar
neden anlatan yok
anlam düşe düşmüş sanki
kibrit
en güçlü ihtimalle
ışıksız
bekleyin yine gelecek zaman
tarih yine unutturacak
kalabalığın olmayan
anlamlarını
bir şey söylesin şu kelimeler
durmasın öyle pis kokan kareleri gibi bir heykelin
bu ne ipsiz laflar
neden anlatan yok
anlam düşe düşmüş sanki
kibrit
en güçlü ihtimalle
ışıksız
bekleyin yine gelecek zaman
tarih yine unutturacak
kalabalığın olmayan
anlamlarını
eskiye saygı
aptal saygısından farksızdır
eskiye saygı
çünkü yaşlandıkça insan kendine
ispat etmelidir
yaşadığı gerçekliği
çocuğun çevresindeki
kocamış tarihe duyduğu
hayranlıktan farksızdır o
çünkü çocuk
öğütlenen dalkavuğudur tarihin
oysa en ufak
ihtimalle
delikanlının
kendine övgüsüdür
değişimdeki
başkaldırı
eskiye saygı
çünkü yaşlandıkça insan kendine
ispat etmelidir
yaşadığı gerçekliği
çocuğun çevresindeki
kocamış tarihe duyduğu
hayranlıktan farksızdır o
çünkü çocuk
öğütlenen dalkavuğudur tarihin
oysa en ufak
ihtimalle
delikanlının
kendine övgüsüdür
değişimdeki
başkaldırı
yasak elma
adam
sınırı geçiren
elini uzatıp
elma koparırken
erişilebilir
olsun diye
bir el mesafesine konmuştu
ağaç
bir el ile
bir ad ömrün
ötesine
geçmeyi engelleyen
yasak meyve ile
gönül eyledi
insan
teknenin
uysallaştıran mutluluğa
etkin olmadığı yoldan
gitmek istemesi
attırdı bizi
cennetten
sınırı geçiren
elini uzatıp
elma koparırken
erişilebilir
olsun diye
bir el mesafesine konmuştu
ağaç
bir el ile
bir ad ömrün
ötesine
geçmeyi engelleyen
yasak meyve ile
gönül eyledi
insan
teknenin
uysallaştıran mutluluğa
etkin olmadığı yoldan
gitmek istemesi
attırdı bizi
cennetten
baba dayağı
uçuyor kuşlar
öğretmenliğinde
bir babanın
çocuğuna
özgürlüğü
anlatabilmesi
için
oysa ne acı bir şeydir
her babanın bilmesi
binlerce kuşun vurulmak için
havalandığını
öğretmenliğinde
bir babanın
çocuğuna
özgürlüğü
anlatabilmesi
için
oysa ne acı bir şeydir
her babanın bilmesi
binlerce kuşun vurulmak için
havalandığını
kendini arayan insan
başkalarında kendini
doğrulayan
bir öteki bulduğunda
gösterendir
kendini
saklarken arayan insan
başka hayat yaşar
kendine hayranlık duyamadan
doğrulayan
bir öteki bulduğunda
gösterendir
kendini
saklarken arayan insan
başka hayat yaşar
kendine hayranlık duyamadan
huzur
uysallaştırıcı mutluluk ile karıştırıldı mı
bin kere ölür insan
ve
bin kere öldürdük
kulağımıza üflenen
sahte ürpertiler ile
içimizdeki huzuru
bin kere ölür insan
ve
bin kere öldürdük
kulağımıza üflenen
sahte ürpertiler ile
içimizdeki huzuru
gelecek
gelecek
bu günün
var olma nedeni
zafer tam tamları ile
yaşanmadan geçmişte kalıverdi
oysa
içine
düştüğümüz
gerçek
zamanın
gölgelerinden
daha uzun bacaklıydı
bu günün
var olma nedeni
zafer tam tamları ile
yaşanmadan geçmişte kalıverdi
oysa
içine
düştüğümüz
gerçek
zamanın
gölgelerinden
daha uzun bacaklıydı
yaşamak
yedi değer üstünde
durağanlaşmış sanat
kurtulsun diye
toz edilendir yaşamak
güneşi
batıranların
mutsuzluğudur
boyalı düşlerle
gündüzü
beklemek
oysa bizim gönlümüzden doğarken
her yeni gün
en görkemli şekliyle
ışıldatır
tepemizde
huzuru
durağanlaşmış sanat
kurtulsun diye
toz edilendir yaşamak
güneşi
batıranların
mutsuzluğudur
boyalı düşlerle
gündüzü
beklemek
oysa bizim gönlümüzden doğarken
her yeni gün
en görkemli şekliyle
ışıldatır
tepemizde
huzuru
o
başı kesilme
emri verildiğinde
dili ters dönen
bilge olma ihtimalini
her cümle
daha ilk hecesinde
barındırır ki
bu yüzden
en güvenilir
anlamdır
o
emri verildiğinde
dili ters dönen
bilge olma ihtimalini
her cümle
daha ilk hecesinde
barındırır ki
bu yüzden
en güvenilir
anlamdır
o
gözyaşı
tutkuların çaresiz sesleriyle
yankılanan sokağınızda
ne ister tek göz odada kalmaktan başka
içimdeki yaşama isteği
tarihin henüz gizlemediği
insanlar gibi alışıldık
yaşayıp ölmek istemez
her yeni doğan
oysa
çağa ormandan giren
bir kuşun
yaşama duyduğu yalın aşk da gelmeli
insanın aklına
gererken göğüsü rüzgara
görkemi yaşama vermek yerine
göz yaşı yönelmek
yok eder dengesini
her kudretli pamuk ipliğinin
oysa
manzarayı saklamayan toprağın
her yanında gördüğüm gariplerın
özleme yoldaş gözyaşları
ve
unutulanların mermerleri
yaşamı gözden saklayanların
temsili ayak izleridir
ah şu gerçekliğin yakıcı gizemi
ve tarihin gizlemedikleri
oysa ben
oysa çağdaşım
oysa anayla babanın o yalın aşkı
göz yaşımı bitiren
beni
yankılanan sokağınızda
ne ister tek göz odada kalmaktan başka
içimdeki yaşama isteği
tarihin henüz gizlemediği
insanlar gibi alışıldık
yaşayıp ölmek istemez
her yeni doğan
oysa
çağa ormandan giren
bir kuşun
yaşama duyduğu yalın aşk da gelmeli
insanın aklına
gererken göğüsü rüzgara
görkemi yaşama vermek yerine
göz yaşı yönelmek
yok eder dengesini
her kudretli pamuk ipliğinin
oysa
manzarayı saklamayan toprağın
her yanında gördüğüm gariplerın
özleme yoldaş gözyaşları
ve
unutulanların mermerleri
yaşamı gözden saklayanların
temsili ayak izleridir
ah şu gerçekliğin yakıcı gizemi
ve tarihin gizlemedikleri
oysa ben
oysa çağdaşım
oysa anayla babanın o yalın aşkı
göz yaşımı bitiren
beni
anlam
her an kaybolup
yeniden oluşan
insanı
çözme
çabasıdır
anlam
bir taş
içinde
bir
taştır
bir taş
bir
taşa
taşmıştır
sanki
bir düş
bir
düşe
anlam
anlama
düşen
anlamın
ötesinde
bir düştür
geride
bir
siyah
kare
ve
onu
çevreleyen
beyaz
bir desen
vardır
hepimizin
sıfırdan
başlaması
için
bu cızırtılı
ihtimallere
yeniden oluşan
insanı
çözme
çabasıdır
anlam
bir taş
içinde
bir
taştır
bir taş
bir
taşa
taşmıştır
sanki
bir düş
bir
düşe
anlam
anlama
düşen
anlamın
ötesinde
bir düştür
geride
bir
siyah
kare
ve
onu
çevreleyen
beyaz
bir desen
vardır
hepimizin
sıfırdan
başlaması
için
bu cızırtılı
ihtimallere
ağlamak
döküldü mü
gözyaşı yutağa
yakıp geçer zaman
susarken bozmamak için anı
içimizden bir nehir akıp gider
gözyaşı yutağa
yakıp geçer zaman
susarken bozmamak için anı
içimizden bir nehir akıp gider
Hain
siz kimsiniz
sizler kimsiniz
bizi böyle içeride
bizi böyle haince
kaba güçle
laf işlemez
cehalet ile
sopayla
silahla
kurşunla
dar ağacı ile
sevgiye
insanlığa
ördüğünüz
duvarlarınız ile
aydınlıktan
caydırmak isteyen siz misiniz
vururum kafayı duvarlara
vururum kendimi tam bağımsızlığı
bekleyen özlemime
dost ellere
sol yanıma
devrimin dik sırtına
güçlü kollarına
bir kekliğin
zeytine
sevgiyle dolu
göğsüne
vururum
oysa siz
sarı sevgiyi
dönderensiniz
sevgili kardeşim
gözleriniz maviden
para karasına dönmüş
korkunun cıvık
biçimine girmişsiniz
düşman kardeşim
sırıtan bir cehalet sarmış
çehrenizi
gözlerinizde
bile bile yanlış
yapan bir adamın
korkusu
ölümün
bir temizliğine
girmiş elleriniz
bilmediğim adamım
ihtimalle doygun
göbeğinizse
bıyık altı
ihanetinizden de
beter
uysallığınızdan da
sizler kimsiniz
bizi böyle içeride
bizi böyle haince
kaba güçle
laf işlemez
cehalet ile
sopayla
silahla
kurşunla
dar ağacı ile
sevgiye
insanlığa
ördüğünüz
duvarlarınız ile
aydınlıktan
caydırmak isteyen siz misiniz
vururum kafayı duvarlara
vururum kendimi tam bağımsızlığı
bekleyen özlemime
dost ellere
sol yanıma
devrimin dik sırtına
güçlü kollarına
bir kekliğin
zeytine
sevgiyle dolu
göğsüne
vururum
oysa siz
sarı sevgiyi
dönderensiniz
sevgili kardeşim
gözleriniz maviden
para karasına dönmüş
korkunun cıvık
biçimine girmişsiniz
düşman kardeşim
sırıtan bir cehalet sarmış
çehrenizi
gözlerinizde
bile bile yanlış
yapan bir adamın
korkusu
ölümün
bir temizliğine
girmiş elleriniz
bilmediğim adamım
ihtimalle doygun
göbeğinizse
bıyık altı
ihanetinizden de
beter
uysallığınızdan da
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
